Eyl
2nd

Diyet çikolata

Posted by diyet

Ünlü çikolata firması Neuhaus, bol kakaolu az şekerli çikolata yaptı. Bu çikolata diyet listesine girecek türden.

 

Neuhaus , ‘Praline’ çikolatasının mucidi ve 1857 yılından beri şahane çikolatalar yapan bir marka. Türkiye’de de 14 yıldan beri var ve kocaman bir “lezzet düşkünü kitle”ye hitap ediyor.

Bunları neden söylüyoruz: Çünkü bayram kapıda. Yani? Yanisi şu: Hediye seçmek konusunda akla karayı seçen Türk insanına şahane bir alternatif sunuyor Neuhaus. Bu çikolataların şekil ve görünüşü çok farklı. Tıklayın www.neuhaustr.com sitesini orada görün, ne dediğimizi anlayacaksınız.

Paketletip hediye diye verilecek türden. Düşünsenize kimbilir kaç yıldır hediye olarak çikolata vermediniz. Peki asıl acaip özelliğini söylemedik mi hala? Yüksek miktarda kakao ve minimum oranda şeker içermesi… İnsan çikolata yemeye başlayınca “dur yahu bir tane daha atayım ağzıma” der ya, işte Neuhaus tam da bu duygumuzu kaşıyor, doyana kadar bitter çikolata yiyorsunuz ve düşük kalorisi sayesinde kilo almıyorsunuz. Diyetine bitter ekleyenler var, zira yüzde 70 kakao oranı ve az miktarda şeker barındırdığı için diyet listelerine pek uygun. Yeni  diet cikolatalar da var aslında, siteye girince onları da görebilirsiniz. Beyaz, sütlü ve bitter olmak üzere üç çeşit çikolata var ve bunların kakao oranları yüzde 40 ile 70 arası değişiyor. Minimum oranda şeker içeriyor. İstanbul’da 1. Levent Ebulula Caddesi üzerinde merkez mağaza var ama Türkiye çapında birçok satış noktası bulunuyor. Farklı boyutlarda ve çeşitlerde kutular var ve bu kutulardan bin kat daha farklı çikolatalar var. Bu çikolataların tamamının Belçika’da üretilip biz yiyelim diye Türkiye’ye geldiğini de ayrıca hatırlatırız.

Eyl
1st

DÜŞÜK KARBONHİDRATLI DİYETLER

Posted by diyet

DÜŞÜK KARBONHİDRATLI DİYETLER KAN KOLESTEROL SEVİYELERİNİ İYİLEŞTİRİYOR
Bir çalışmada, kolesterol problemleri veya şeker hastalığı olmayan 307 şişman yetişkine iki farklı DÜŞÜK KARBONHİDRATLI DİYETLERverildi. İki yılın sonunda ortalama vücut ağırlığı kaybı, hem düşük yağlı diyetle beslenenlerde hem de düşük karbonhidratlı diyetle beslenenlerde aynıydı: 6,8 kg. İki grup arasında HDL “iyi” kolesterol seviyelerinin değişimi açısından mühim fark bulundu. HDL kolesterol seviyesi düşük yağlı diyet uygulananlar­da % 12, düşük karbonhidratlı DÜŞÜK KARBONHİDRATLI DİYETLER uygulananlarda ise % 23 azaldı. Düşük yağlı diyet uygulananlarda başlangıçta (istenmedik şekilde) LDL “kötü” kolesterol artmasına rağmen, iki yılın sonunda iki grupta da LDL kolesterol açısından benzeri iyileşmeler ortaya çıktı. Düşük karbonhidratlı diyetle beslenenlerin % 58′i, düşük yağlı diyetle beslenenlerin ise % 68′i iki yıl süreyle bu diyet­lerini devam ettirebildi. Araştırmanın neticeleri Annals of Internal Medicine’de yayımlandı.

 

(WebMD Health ve InteliHealth 02.08.2010)

Ağu
28th

6 ayda 48 kilo verdiren diyet

Posted by diyet

6 ayda 48 kilo verdiren diyet

Batman’da bir kadın uyguladığı diyetle, altı ayda 48 kilo zayıflamayı başardı.

 

Batman Aydınlıkevler Mahallesinde oturan Hakime Yakut, son yıllarda yaşadığı duygusal sıkıntılarında etkisiyle hızla kilo alarak 172.5 kiloya ulaştığını söyledi.

Aldığı kiloların yaşamını olumsuz yönde etkilemesi üzerine Medical Park Batman Hastanesi’ne başvurduğunu ifade eden Yakut, diyetisyen Özgür Atalay’ın gözetiminde 6 ayda 172.8 kilodan 124.8 kiloya sağlıklı bir şekilde zayıflamayı başardığını kaydetti.

Hedefinin yüz kilonun altına düşmek olduğunu belirten Yakut, kendisine destek olan doktorlarına teşekkür etti.

Ajanslar

Ağu
26th

Seren Serengil Diyeti

Posted by diyet

 

Seren Serengil Diyeti

Seren Serengil, iç huzuruna ve fiziksel güzelliğine yeniden kavuşmasının sırlarını anlattı

Yaptığı mutsuz evlilikler ve bebek kayıpları yüzünden zor bir dönem geçiren Seren Serengil, iç huzuruna ve fiziksel güzelliğine yeniden kavuşmasının sırlarını anlattı

“Hamilelikten dolayı 25 kilo almıştım. Bunun son 12 kilosunu 45 gün içinde verdim. Diyete üç ay önce başlamıştım. Tabii psikolojik sıkıntılarım da oldu. Bebeğimi yitirdikten sonra psikoloğum bana diyet yapma izni vermedi. Çünkü zaten yarı deli haldeydim. Ne zaman ki kızımın mezarını bulup, onu alıp babamın yanına defnettim, o zaman başladım hayata…

80 kiloya kadar çıkmıştım. Ama kızımı babamın yanına gömdükten sonra, ertesi gün iç huzuruyla diyetime başladım. Öncelikle şekeri kestim. Çok çikolata yerim ben. Çok kola içerim ve su hiç içmem. Bunları değiştirdim” diye anlatmaya başlıyor Seren Serengil. Ardından devam ediyor:

“Asitli içecekleri, çikolatayı ve tatlıyı kestim. Sonra bir spor merkezine yazıldım, her gün düzenli olarak 45 dakika yürümeye başladım. 1.5 ay içinde 8 kilo verdim. Son 12 kiloyu 45 gün içinde nasıl verdiğime gelince… Bodrum’da Osman Müftüoğlu’nun otelinde kaldım. VIP lüksü yaşadım. İnsanlarla temasa geçseydim yine “Vah vah yazık sana” deyip yaralarıma tuz basacaklardı. Bunu engellediler; beni tecrit ettiler adeta. Bana özel ve sadece benimle ilgilenen bir görevli verdiler. Hiç kimseyle konuşmadım. Ruhumun yüreğimin de iyileşmesi gerekiyordu…”

İŞTE SERENGİL’İN DİYETİ

Sabah öncelikle dişlerimi ve dilimi fırçaladım. Ağızdaki toksinleri temizlemek çok önemli. Bu diyetle çok alakalı bir durum. Bu temizliğin ardından bir büyük bardak su içtim. Suyu sevmediğim için içine limon attım. Kahvaltı (saat 08.30’da): Kesinlikle peynir yemedim, çünkü yasaktı. Genel kahvaltım şu oldu: Yulaf , yabanmersini, yoğurt ve tarçın… Bunları karıştırıyordum, içine ahududu koyuyordum. Hem doyurucu, hem de lezzetli oluyor. Kahvaltı sonrası 45 dakikaya yürüyüp, bisiklete bindim.
Ara öğün (Saat 11.00’de): Bitki kökleri suyu içtim. Osman Müftüoğlu’nun bilgisi dahilinde hazırlandı. Kerevizden tut da maydanoza ve melise çayına kadar, müthiş bir karışım. Bunları içerken bir tane de şeftali yedim.
Öğle (saat 12.30’da): Izgara tavuk ve bol salata değişmez mönüm oldu.
Ara öğün (saat 16.00’da): Yine bitki kökleri suyu içtim büyük bir bardakta. Bir de meyve yedim. Ardından ‘aquagym’ yaptım. Yani suyun içinde jimnastik hareketleriyle vücudumu forma soktum. Bu da 45 dakikalık bir hareket süresi oldu.
Akşam yemeği (saat 19.30’da): Izgarada yağsız balık ve bol salata yedim. Yiyeceğin balık avucunun içi kadar olacak, ölçü bu.
Ara öğün (saat 22.00’de): Yine bitki kökleri suyu içtim.

 

gazetevatan

Ağu
25th

Depresyon diyeti

Posted by diyet

Depresyona karşı özel diyet

Bilim adamları, sebze ağırlıklı beslenmenin ruh sağlığına da iyi geldiğini ortaya koydu.

 

İnsan yaşamını olumsuz etkileyen depresyona karşı çözüm yolları arayan bilim adamları, sebze ağırlı beslenmenin ruh sağlığına da iyi geldiğini ortaya koydu.

İtalyan La Stampa gazetesinde çıkan habere göre, Tokyo’daki Ulusal Sağlık Merkezi’nce yapılan bir araştırma, sebzeler açısından zengin bir diyetin depresyona karşı koruyucu olduğunu gösterdi.

Araştırma sonuçları, meyve, sebze, mantar ve soya ürünleri açısından zengin bir diyet izlemenin, depresyon belirtilerinin azalmasında da etkili olduğunu ortaya koydu.

Yaklaşık 500 kişiden beslenme alışkanlıkları ve depresyon belirtileri ile ilgili bir form doldurmalarını isteyen bilim adamları, yaptıkları analiz sonunda beslenme modellerini, zengin bir kahvaltıya dayalı klasik Batı diyeti, hayvansal yağlara dayalı diyet ve sebzelerin ön planda olduğu diyet olmak üzere 3’e ayırdı.

Bu beslenme modellerini depresyon belirtileriyle karşılaştıran bilim adamları, sebzelere dayalı bir beslenme modeli izleyen katılımcılarda hastalık semptomlarının yanlış bir diyet izleyenlere göre yüzde 44 daha az olduğunu gözlemledi.

Araştırmanın amacının diğer beslenme modelleri ile depresyon arasında bir ilişki kurmak olmadığını, böyle bir eşleştirme yapmanın yanlış olacağını da belirten bilim adamları, havuç, kabak, mantar gibi sebzeler, soya peyniri, yosun, meyve ve yeşil çayı kapsayan Japon mutfağının depresyon oluşmasını engelleme olasılığı olduğunu gösterdiğini söyledi.

Ağu
25th

Diyet hafıza güçlendiriyor

Posted by diyet

Diyet, Hafızayı Da Güçlendiriyor

Bulgularını Ulusal Bilimler Akademisi dergisinde yayımlayan Alman araştırmacılar, 50 yaşlı gönüllüye diyet uyguladıktan 3 ay sonra hafıza testi yaptıklarında bu tespiti elde ettiler.

Münster Üniversitesinden bilim adamları, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde alınan kalorinin azaltılmasının yaşam süresini uzattığı ve yaş bağlantılı hastalıkları azalttığı yönündeki bulguların ardından, insanlar üzerinde bu araştırmayı yapmaya karar verdiler.

Yaşları ortalama 60 olan gönüllüleri 3 gruba ayıran araştırmacılar, ilk gruba normal kalori miktarına sahip dengeli bir beslenme tarzı uygularken, ikinci gruba doymamış yağ asit oranı daha yüksek benzer bir diyet verdiler.

Üçüncü gruba ise kalorisi azaltılmış diyet uygulayan araştırmacılar, üç ay sonra yaptıkları hafıza testinde ilk iki grubun hafıza testi sonuçlarında değişiklik tespit etmezken, üçüncü grubun daha iyi performans sergilediğini belirlediler.

Aşırı kilolu olmayan birinin aldığı kalori miktarını üçte bir azaltmasının hafızada olumlu etki yaptığını, ancak çok zayıf kişilerde bu diyetin tehlikeli olabileceğini kaydeden araştırmacılar, ayrıca üçüncü grubun üyelerinin ensülin seviyelerinde düşüş tespit ederken, daha az enflamasyona rastladılar.

 

medikalteknik

Ağu
25th

Akdeniz mutfağı kültürel miras listesine giren ilk diyet

Posted by diyet

ROMA - “Akdeniz mutfağı” kültürel miras listesine giriyor. UNESCO, İtalya’nın başvurusunu Kasım ayındaki toplantıda kabul ederse, ülkeler bu mutfağı koruma altına alacak ve Akdeniz mutfağı kültürel miras listesine giren ilk “diyet” olacak.

Taze meyve-sebze, balık ızgara ve bol zeytinyağını içeren Akdeniz mutfağının bu listeye alınması için başvuruyu İtalya, Yunanistan, İspanya ve Fas’ın da desteğiyle yapmıştı.

Diyetin kalp ve damar hastalıklarıyla kanser riskini azalttığını öne süren İtalya, ortalama yaşam süresini de artırdığını iddia ediyor.

Başta Tarım Bakanı Giancarlo Galan olmak üzere İtalyan yetkililer UNESCO’ya yapılan başvurudan olumlu sonuç çıkacağını düşünüyor.

Akdeniz mutfağının kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel bir bilgi olmanın dışında, dünyada tek olduğunu ve bu yüzden UNESCO tarafından korunmaya layık bulunacağı iddia ediliyor.

UNESCO ise kararını henüz vermiş değil. Akdeniz mutfağının kaderi Kasım’da Nairobi’de yapılacak olan toplantıda belli olacak.

UNESCO Komitesi’nin leyhte oy vermesi durumunda, “Akdeniz mutfağı ” kültürel miras listesinde yer alan ilk “diyet” olacak.

ntvmsnbc

Ağu
25th

Tek belirtisi doktora götürmeyecek şiddette karın ağrısı ve ishal

Posted by diyet

Ömür boyu diyet yaptıran hastalık

Doktora götürmeyen karın ağrısı yaşatıyor. Tedavisi için buğday, arpa, çavdar ve yulaf dörtlüsünü ömür boyu terkettiriyor. Terketmezseniz ölümcül 4 kanser türünü tetikliyor. İşte görülme sıklığı her geçen yıl artan sinsi Çölyak hastalığıyla ilgili bilmeniz gerekenler:

İstanbul Eğitim Araştırma Hastanesi Klinik Şef Yardımcısı İç Hastalıkları Uzmanı Mehmet Emin Pişkinpaşa’nın Hürriyet’ten Çiğdem İşler’e verdiği bilgilere göre, “Hastalığın genetik olduğu tahmin ediliyor. Bir aile var mesela, sülalece çölyak hastası olabiliyor. Nedeni tam olarak bilinmiyor. Gluten denen bir maddenin buna yol açtığı düşünülüyor. Glutene karşı vücut bazı antikorlar üretiyor. Bu antikorlar da emilim işlevine hasar veriyor. Emilim kusurları oluşuyor. İnce bağırsak hasar görünce vücut için çok faydalı maddeleri, vitaminler gibi ememiyor. Batı ülkelerinde özellikle kadınlarda demir eksikliği anemisinin asıl nedeni çölyak hastalığı.”

Mehmet Emin Pişkinpaşa, şöyle devam ediyor: “Klasik olarak bir emilim kusuru olduğu için ishal meydana geliyor. Hastaların büyük bir bölümü ömür boyu karın ağrısı çekerek yaşıyor. Çünkü bu karın ağrısı doktora götürmeyecek şiddette. En sık görülen formatı bu. Hastalık, kişi doktora karın ağrısı şikayetiyle değil, vitamin eksikliğinin yarattığı nedenlerle doktora gittiğinde ortaya çıkıyor. Kansızlığın nedeni araştırılırken demir eksikliği ortaya çıkıyor, demir eksikliğine de Çölyak neden oluyor. Kemik erimesinin nedeni araştırılırken temelinde yine Çölyak’a rastlıyorsunuz.”

Hastalığın tedavisinin ömür boyu diyet yapmak olduğunu söyleyen Pişkinpaşa, “Yani buğday, arpa, çavdar ve yulaftan uzak durmak, bu dört maddeyle ilgili yan ürünlerden de uzak durmak gerekiyor. Hazır gıda sanayide gluten, raf ömrünü uzatmak, nem tutmasını sağlamak gibi nedenlerle fazlaca kullanılıyor. O yüzden hazır gıda ürünlerini satın alırken içeriğine çok dikkat etmek gerekiyor” diyor

 

habertürk

Nis
4th

Diyet spor ve zayıflama hatası

Posted by diyet

200430727-001

insanlar dogru beslendıgı sürece vücudun da olması gereken kiloya geldiğini söyleyen doktor Gürkan Kubilay bu konuda en büyük yanlışın sporun sağlıklı beslenmenin ve diyetin zayıflama amacıyla yapılması oldugunu vurguluyor

Mar
31st

Diyette tatlı krizleri

Posted by diyet

Neden tatlı yemeye ihtiyaç duyarız? Diyetteyken canımız tatlı yemek istedğinde ne yapmalıyız. Günlük enerji ihtiyacımızı temel besin öğeleri olan karbonhidrat, protein ve yağlardan karşılarız. Öğünlerde tüketilen karbonhidratlı besinler sindirim metabolizmasında glikoza (şekere) dönüşerek emilimi tamamlar ve kana geçer.
Glikoz öncelikle beynin ilk enerji kaynağıdır. Ancak tüm metabolizma ve organlar tarafından kullanılır. Vücudun ihtiyacı olan glikozu (yani şekeri) doğal olarak meyvelerden (meyve şekeri olan fruktozdan), emilimi daha uzun süren ve kan şekerini hızlı yükseltmeyen tahıllardan (kepekli pirinç, kepekli makarna, bulgur), süt şekerinden (laktoz), kurubaklagillerden ve karbonhidrat bakımından zengin olan bazı sebzelerden (bezelye, patates gibi) elde ederiz.

Vücudun şekere ihtiyacı var mı?
Vücudun sofra şekerine ihtiyacı yoktur; gün içinde alınan besinlerle şeker ihtiyacı karşılanabilmektedir. Şekerleme, tatlı, pasta ve kurabiyelere yani basit şeker içeren yoğun karbonhidrat ağırlıklı besinlere ihtiyaç yoktur. Düzenli olarak beslenen ve öğünlerini vaktinde yapan kişilerde kan şekeri dengesi kurulduğu için tatlı yeme eğilimi çok daha az görülür.

Yeterli ve dengeli beslenmeyen kişilerde tatlı ihtiyacı daha fazla oluşabilir. Vücut uzun süreli açlıktan sonra boşalan depoları doldurmak için ilk olarak yüklü miktarda karbonhidrat ve şekere eğilim gösterir. Alınan yüksek miktardaki kalorili besinin bir kısmı şeker depolarını bir kısmı da yağ depolarını doldurur. Bu nedenle gün içinde yeterli miktarda kalori almaya, asla öğün atlamamaya ve karbonhidrat, protein, yağ alımının dengeli olmasına dikkat etmek gerekir. Öte yandan psikolojik faktörler de tatlıya eğilimi yükseltir. Regl dönemine giren kadınlar, yoğun çalışanlar, stresi yüksek olanlar kendilerini tatlı yiyerek mutlu etmek isterler.

Şeker hastalığının belirtisi mi?
Sabah kahvaltı yapmayı sevmeyen, öğlenleri genellikle hafif ve hızlı besinlerle geçiren ya da öğün atlayan, ara öğünlerini yapmayan kişilerde genellikle akşam tatlı krizleri görülür. Bu krizler reaktif hipoglisemi denilen pankreastan insülinin aşırı ve düzensiz salgılandığı bir sağlık probleminin işaretleri olabilir.

Reaktif hipoglisemi ilerde görülebilecek olası bir şeker hastalığının göstergesi olabilir. Beslenme alışkanlığınız bu şekildeyse ve akşamları tatlı eğiliminiz görülüyorsa mutlaka bir uzmandan yardım almalısınız.

Regl dönemlerinde diyeti bozan tatlı krizlerinin asıl nedeni ise östrojen hormonunun vücutta azalmasıdır. Östrojen kadına özel bir hormondur. Serotonin ve endorfin gibi hormonların üretimini artırır. Regl döneminde azalan östrojen hormonu kan şekerindeki düşme eğiliminin artmasına, iştahınızın uyarılmasına neden olur.

Özellikle bu dönemde az az ve sık sık beslenmeye özen göstermeli, glisemik indeksi düşük besinleri tercih etmeli, sıvı tüketimini artırmalı, bitki çaylarınızda kabuk tarçın ve karanfil kullanarak aromasal tadı eksik etmemelisiniz. Regl öncesi dönemde dengeli beslenmeye dikkat ederek tatlı krizlerinizin önüne geçebilirsiniz.

Tatlı isteğini bastırmak için neler yapmalı?
Az az ve sık sık beslenmeli, öğünler atlanmamalı. Atlanan öğünlerde kan şekeri düşer ve ardından alınan ilk besinle kan şekerinin hızla yükselmesi görülür. Bu durumda tatlı krizleriyle karşılaşılır.

Sıvı alımı artırılmalı. Kişiler açlık hissettiği anların birçoğunda susuzluk yaşıyor olabilir. Bu nedenle tatlı krizlerinde ilk olarak su ve bitkisel çaylara yönelerek tatlı yemenin önüne geçilebilir.

Kriz anları light sütlü kafeinsiz kahvelerle atlatılabilir. Süt yüksek oranda protein içermesi nedeniyle tokluk yaratır.

Tatlı ihtiyacınızı meyveyle karşılayabilirsiniz
Meyve şekeri beyaz şekerden farklıdır. Meyve şekeri olan fruktoz, vitamin ve minerallerle birlikte bulunur. Beyaz şekerde bulunan sakkaroz vücuda yabancı bir maddedir ve emilimi çok hızlıdır. Bu hızlı emilim, kandaki şekerin düşmesine neden olur. Kan şekeri düşünce insan çabuk yorulur, tekrar yeme isteği oluşur. Kişi kendini halsiz hisseder. Beyaz şeker ve şekerli besinler yerine meyve şekerinden ya da esmer şekerden faydalanmak daha sağlıklıdır. Ayrıca tatlı ihtiyacını bastırmak için hazır meyve suları yerine taze sıkılmış meyve suları tercih edilmeli.
Meyveli yoğurtlar, light süt ve tatlandırıcı ile yapılan dondurmalar, tatlılar kriz anlarının sağlıklı atlatılmasına yardımcıdır.