Şub
25th

Tamamen yağsız diyet sağlıklı değil

Posted by diyet

Kilo alırız diye yemeye korktuğumuz yağlar, aslında o kadar da korkutucu değil… Çünkü; 1. Günlük enerji ihtiyacımızın önemli bir kısmını, 2. Yağda çözülen vitaminlerin (A, D, E, K) alınmasını, 3. Vücüdumuzda sentezlenemeyen fakat sağlıklı olmamız için mutlaka besinlerimizden almamız gereken bazı yağları (esansiyel yağlar) sağlarlar. Mısır, soya, pamuk, keten, fıstık ve bazı deniz balıkları (somon, uskumru, hamsi, sardalye), esansiyel yağlar açısından zengin gıdalardır. Dolayısıyla enerjinin başka kaynaktan sağlanması mümkün olsa da bazı vitaminlerin ve esansiyel yağların alınması için belirli bir miktarda yağın diyetimizde bulunması gerekir.
Ayrıca yağlar besinlerimize lezzet katar, doygunluk hissi yaratırlar. Hiç yağ içermeyen bir diyetten, günlük normal enerjinin sağlanması oldukça büyük miktarlarda gıda alınmasını gerektirir.
Yiyeceklerle aldığımız yağların % 98′inden fazlası trigliseritlerden oluşur. En çok tükettiğimiz yağlar olan tereyağ, margarinler, zeytinyağ, ayçiçek yağı, mısırözü yağı hepsi trigliseritlerden oluşur. Bu yağların yakılmasıyla elde edilen enerji miktarı yaklaşık aynıdır (9 kkal/gr). Bitkisel yağlarda kolesterol bulunmaz, ancak hayvansal yağlarda kolesterol bir miktar bulunur.

Sağlıklı bir diyet için
Sağlıklı kişiler için ideal bir diyette yağlar günlük enerji ihtiyacının yüzde 30′unu karşılamalı ve çeşitli yağları (az doymamış, çok doymamış, doymuş) eşit oranda içermelidir. Diyetimizde bulunan trigliseritlerin içerdiği yağ asitleri, diğer yağların da metabolizmalarını etkiler. Örneğin, doymuş yağların (tereyağı) kolesterol düzeylerini yükselttiği, buna karşılık doymamış yağların (mısırözü, soya) düşürdüğü bilinir. Bu sebeple kalp-damar hastalığı bulunan veya risk taşıyan kişilere doymamış yağlar içeren diyet önerilir.
Özellikle balıklarda bulunan ve çok doymamış yağ asitleri içeren bir grup yağın (w-3 yağ asitleri ailesi) damar sağlığına olumlu katkıda bulunduğu bilinmektedir. Sadece hayvansal gıdalarla beslenen Eskimolarda kalp-damar hastalıklarının görülmemesi diyetlerinin bu yağlardan zengin olması ile açıklanmıştır.

Zeytinyağı nasıl saklanmalı?

Zeytinyağını buzdolabında veya soğuk ortamda muhafaza etmeyin.
Zeytinyağını, güneş ışığından uzak, oda sıcaklığında ve nem almayacak şekilde ağzı kapalı olarak saklayın.
Dumanlanma noktası düşük olduğundan, pişirilmemesi, genellikle salatalarda kullanılması, yemeklerde kullanılacaksa yemek pişip altı kapandıktan sonra eklenmesi önerilir.
Raf ömrü 18 aydır, baharatlı zeytinyağlarında ise 1 yıldır. Fakat natürel zeytinyağı 18- 20 derece sıcaklıkta ve ışıksız ortamda korunursa yıllarca değerlerini yitirmez.

TRİGLİSERİTLER VE BESLENME

Trigliseritler nedir?
Besinlerdeki margarin, mısır ve ayçiçek yağı genellikle trigliserit formundadır. Bu yağlar, vücut dokularında da trigliserit olarak depolanır. Besinlerle alınan trigliseritler, karaciğerde farklı yollardan metabolize olur. Bunlar:

Eğer çok fazla doymuş yağ tüketirseniz, karaciğeriniz çok fazla kolesterol üretir ve bu kolesterol kan dolaşımına katılır.
Eğer fazla miktarda besin tüketirsiz, karaciğeriniz aşırı tükettiğiniz bu besinleri trigliseritlere çevirir ve vücudunuzda yağ olarak depolanır.
Eğer alkol tüketiyorsanız, karaciğeriniz, kanınızda dolaşan alkolden daha fazlasını üretir.

Yüksek trigliserit bir sağlık problemi mi?
Kanda trigliseritlerin yüksek olması, diğer risk faktörleriyle bir araya geldiğinde kalp hastalığı oluşma riskinizi artırabilir. Yüksek trigliserit miktarını da içine alan diğer risk faktörleri; yüksek kolesterol, ailede kalp hastalığı öyküsü olması, sigara kullanımı, yüksek tansiyon ve obezitedir.

Normal trigliserit seviyesi ne olmalı?
Eğer kan kolesterolü normal seviyedeyse (200 mg/dl’nin altı), trigliseritler için 250 mg/dl’nin altı normal seviye olarak kabul edilmektedir.

Kan trigliserit düzeyi nasıl azaltılabilir?

Düşük yağ içeren besinler tercih edilmelidir. Yumurta sarısı haftada 3-4 kereden fazla tüketilmemelidir. Yanında posa miktarını artırması için, tam tahıllı ürünler veya sebzeler tüketilmelidir. Meyve suyu yerine kurutulmuş meyve tüketmek de trigliserit seviyenizi düşürmenize yardımcı olacaktır.
İdeal kilo hedeflenmeli ve ona ulaşılmalıdır. Kilo vermek de gerçekten etkili bir şekilde trigliserit seviyenizin düşmesine neden olacaktır.
Günlük fiziksel aktivite artırılmalıdır. İdeal kiloya sahip olmanız için de gerekli olan fiziksel aktivite, trigliseritlerinizin azalmasına yardımcı olacaktır.
Sigara içilmemelidir.
Alkol tüketiyorsanız, miktarı ve tüketim sıklığı ayarlanmalıdır.

Kaynak : Milliyet

Şub
25th

Diyet bozmayan yılbaşı sofrası

Posted by diyet

Yılbaşı gecesi, sofralar daha bir zenginleşir ki bu da alınan kalori miktarını artırır. Alkol fazla alınır, daha yağlı ve zararlı besinler tüketilir. Ancak yeni yıla, lezzetli, zengin ve sağlıklı bir sofrayla girmek de mümkün. İşte sırları: Yılbaşı sofralarında şarküteri ürünlerini mümkün olduğunca az tüketin. Bu besinlerin içeriğindeki doymuş yağ asitleri özellikle kalp damar sağlığını olumsuz etkiler.
Şarküteri ürünlerini illa tüketmek istiyorsanız da miktarını minimumda tutun ve beraberinde C vitamininden zengin yiyecekleri de bulundurun. Şarküteri ürünlerinin içeriğindeki nitrit ve nitratın etkilerini minimuma indirmek için domates, limon, yeşil biber, maydanozdan oluşan bir salata, en uygun seçenek olacaktır.
Kırmızı et yerine balık, tavuk ve hindiyi tercih edin. Ancak yediğinizin miktarlarına ve pişirme şekline dikkat edin.
Yağ tüketiminizi azaltın. Katı yağlar yerine sıvı yağları, özellikle zeytinyağı kullanın.

Yavaş yavaş yiyin

Azar azar ve yavaş yiyin. Hızlı yerken daha çok insülin salgılanır, bu da hem yağın vücutta depolanmasına, hem de karaciğerde kolesterol yapımının artmasına neden olur.
Kuruyemişler özellikle kalp hastalıklarının önlenmesinde önemli etkilere sahip besin maddeleridir. Daha önceleri yağlı oldukları için kalbe zararlı sanılan yerfıstığı, ceviz, badem, fındık, fıstık ve çekirdek gibi çerezlerin kalbi koruyucu maddeler içerdikleri son araştırmalarla kanıtlanmıştır. Kuru yemişlerde bulunan tdoymamış yağ asitleri ile bitkisel steroller kolesterolü düşürür. Ama aşırı tüketilmemelidir.
Antidoksan etkisi bulunan meyve ve sebzeye ağırlık verin.

Bir iki kadeh şarap

Alkol kullanıyorsanız kırmızı şarabı tercih edin; bir iki kadeh tüketin.
Çorbada, sebze yemeğinizde ya da cacığınızda 2-3 diş sarımsak tüketin. Sarımsak bol miktarda potasyum, fosfor, selenyum, A ve C vitaminleri ile 75 farklı kükürtlü madde içerir. Kan damarlarını genişletir, kanın pıhtılaşma oranını azaltıp damar tıkanmasını önler.
İki üç yemek kaşığı kadar barbunya pilakisi, kuru fasulye veya nohut tüketin. Kuru fasulye, nohut, mercimek, börülce ve barbunya hem çok besleyicidir, hem de kalp hastalıkları ve kanserden koruyucu maddeler içerir. Bu koruyucu maddelerden biri diyet lifidir. Diyet lifi, yüksek tansiyonu ve kötü kolesterolü düşürür; kan şekerinin yükselmesini, kabızlığı ve kalınbağırsak kanserini önler.

Kaynak : Milliyet

Şub
25th

Zayıflamak için semizotu ve havuç yiyin

Posted by diyet

SEMİZOTU: Kanı temizler, idrar söktürür, sinir krizleri ve beyin yorgunluğunu geçirir, böbrekteki kum ve taşı döker. Tüm bunların yanı sıra şeker hastalarının susuzluğunu azaltır, kilo vermeye yardımcı olur.
HAVUÇ: Kilo alıp vermemizde temel olan kan şekeri dengemizin korunması, aldığımız besinlerin glisemik endekslerine bağlıdır. Havuç, yüksek glisemik endeks içeren bir besin olmakla birlikte belli aralıklarla ve doğru şekilde tüketildiğinde sağlıklı beslenmede yerini alabilir. En doğrusu çiğ ya da haşlayarak tüketmektir. Gözler için çok faydalı olan havuç, mide ve bağırsak kanamalarında da etkilidir. Ayrıca damar sertliğini engeller, akciğer kanseri riskini düşürür.
BROKOLİ: Brokolinin içerdiği beta karoten, yemek borusu, mide, bağırsak kanserlerinin riskini azaltıcı etkiye sahiptir. Brokoli ayrıca, B1 ve C vitaminleri, kalsiyum, kükürt, potasyum ve selenyum maddeleri içerir.
PATLICAN: Kalp çarpıntısını giderir. Patlıcanın ayrıca pankreas, karaciğer ve böbrekleri kuvvetlendirici, idrar söktürücü etkileri bulunmaktadır.
ENGİNAR: Karaciğer ve kalbin en iyi dostu olan enginar, kanı temizler ve yorgunluğu giderir. Ayrıca kalp adalelerini kuvvetlendirir, kolesterolü düşürür, mide ve bağırsakları dezenfekte ederek ishali durdurmaya yardımcı olur.
BEZELYE: Kansızlığı gideren ve pekliği geçiren taze bezelyenin, kan kanserine karşı koruyucu etkisi bulunmaktadır. Tıpkı havuç gibi glisemik endeksi yüksek bir besindir.
FASULYE: Taze fasulye, pankreas bezesini, böbrekleri, karaciğeri ve kalbi kuvvetlendirdiği gibi, albümin ve şeker hastalığına karşı etkilidir.
ISPANAK: Demir yönünden zengin ıspanak, diğer yapraklı sebzelere nazaran daha çok protein içerir. Ispanak suyu, soğuk algınlıklarına karşı direnç sağlar, hemoroid rahatsızlığına iyi gelir, kalp adelelerini güçlendirir. Ispanak ayrıca, kemikleri ve dişleri sağlamlaştırır.

TÜRLÜ YEMEĞİ
Bu hafta meyve ve sebzeler dünyasındaki yolculuğumuza bunların birleşiminden oluşan hem besleyici hem de lezzetli bir yemekle nokta koyalım istedik.

Malzemeler
1 adet kabak, 1 adet patlıcan, biber, bamya, fasulye, sarmısak, soğan, tuz ve baharatlar…

Yapılışı
1 yemek kaşığı sıvı yağda 1 adet soğanı ve sarmısakları kavurduktan sonra domates (salça yerine) ve biberi ekleyin. Daha sonra sebzelerinizi de tencereye atıp üzerine bir miktar su ve tuz (isterseniz baharat) ekleyin.

Sağlam hafıza için ıspanak
Sebze ve meyvelerde bulunan antioksidan maddeler sinir hücrelerinin zedelenmesini önler. Araştırmalara göre diyetlerinde özellikle ıspanak ve böğürtlen bulunan kişilerde yaşıtlarına göre daha az hafıza kaybı görülmektedir.

Lahana midenin dostu çıktı
B, C, E vitaminleri ve potasyum içeren lahananın, şeker ve romatizma hastalıklarına karşı faydalı olduğu biliniyordu. Yapılan son araştırmalarda lahanada bulunan U vitamininin de mide ve bağırsakların iç yüzeyini koruduğu ve yaraların iyileşmesini sağladığı ortaya çıktı.

Kaynak : Milliyet

Şub
21st

Uzun yaşamın sırrı bu diyette saklı

Posted by diyet

Makrobiyotik kelimesi, Yunancadan geliyor. Uzun anlamına gelen “makro” ve yaşam anlamına gelen “bios” kelimelerinden oluşuyor. ABD’de milyonlarca kişi tarafından uygulanan makrobiyotik diyet, vücuttaki toksinlerin yani zararlı ve zehirli maddelerin atılmasını sağlıyor. Makrobiyotik beslenmede temel prensip, vücudun uyum içinde dinamik bir şekilde çalışmasını sağlamak…

Mevsime göre beslenin
Kırmızı etten uzak durmak, sebze ve tahıla ağırlık vermek, yemeklerin pişirilme yöntemi, kullanılan ek malzemeler bu beslenme programında önemli bir yere sahiptir. Temelde mevsimine göre beslenme, yani yaz aylarında daha hafif ve taze gıdalar, ilkbahar ve sonbaharda kök gövdeli sebzeler, kış aylarında ise yağlı besinler yemeniz önerilmektedir. Bunun dağılımı ise yüzde 50 - 60 oranında tam tahıl ve bu tahıllardan yiyecekler, yüzde 20 - 30 oranında sebze, yüzde 5 -10 oranında kuru baklagil, yüzde 5 - 10 çorba ve yüzde 5 oranında meyve, içecek, balık, deniz ürünleri ve doğal tatlılardan oluşur.

Yiyecekler doğal olmalı
Makrobiyotik beslenmede kimyasal katkı maddeleri, tuz ve şeker içeren rafine gıdalardan uzak durulur. Süt ürünleri, kırmızı et ve kümes hayvanlarının eti tüketilmez. Sadece geleneksel yöntemlerle hazırlanmış tam ve doğal yiyeceklerin kullanıldığı makrobiyotik beslenme, özellikle depresyon eğilimli kişilerin ruh halini düzene sokmakta çok etkilidir.

Alzheimer riski de var
Yalnız bu beslenme tarzını benimseyenlerde kırmızı et, yumurta ve tavuk eti tüketilmemesine bağlı demir eksikliği, kansızlık görülebilir. Bu nedenle düzenli olarak demir seviyelerine bakılması gerekir. Ayrıca kırmızı et tüketmeyenlerin ileriki yaşlarında Alzheimer olma riski artmaktadır.

Bunu biliyor muydunuz?
Funda yaprağı, idrar söktürücü ve idrar yollarını dezenfekte edici özelliğe sahiptir.

Haftanın bilgileri
Kalp sağlığınız için kırmızı biber yiyin
Tansiyonu ve kolesterolü düşüren kırmızı bibere acı tadını veren kapraicin adlı madde, güçlü bir antioksidandır. Bu nedenle kırmızı biber, kalp hastalıkları ve kansere karşı da koruyucudur.

Yüksek tansiyona karşı sarmısak
Bol miktarda potasyum, fosfor, selenyum, A ve C vitaminleri ile kükürt içeren sarmısak tansiyonu ve kan kolesterolünü düşürür.

Brokoli, ülser ve mide kanserini önlüyor
Brokoli, helicobacter pylori virüsüyle savaşıyor. Böylece ülser ve mide kanseri riski önemli ölçüde azalıyor.

Kalsiyum, kolon kanseri riskini azaltıyor
Yapılan çalışmalarda yüksek dozda kalsiyum alımının kolon kanserini önlediği ortaya çıktı.

Rokayı sofranızdan eksik etmeyin
P ve K mineralleri içeren roka, mide ve karaciğer dostu olarak biliniyor. Kansızlığı gideren roka, hazmı kolaylaştırıyor, böbrekleri çalıştırıyor, idrar söktürüyor.

Kaynak : Milliyet

Şub
21st

Diyet açısından önemli noktalar

Posted by diyet

Leptin, Yunanca “Leptos; ince” kelimesinden türetilmiş bir kelimedir. Ob geninin ürettiği yağ doku kaynaklı bir moleküldür. Leptin hormonu tanımlandığı günden itibaren birçok araştırmacının dikkatini çekmiş ve konuyla ilgili bugüne kadar 6 binden fazla çalışma yayımlanmıştır.
Leptin, 167 aminoasitten oluşan bir proteindir. Başlıca yağ dokusu hücrelerinden salgılanan bir hormon olup (Leptinin esas salınım yeri beyaz yağ dokusudur. Esmer yağ dokusundan çok az salgılanır), hipotalamus düzeyinde etki ederek iştahı azaltmaktadır. Ayrıca enerji tüketimini artırarak kilo artışına engel olmaktadır. Beyni, vücudun yağ dokusu hakkında bilgi sahibi yapmaktadır. Leptinin ön hipofiz bezinden, mide epitelyumundan ve plasentadan da az miktarda salgılandığı gösterilmiştir.
Obezite, gıda alımı, glikoz, insülin, kortizol, endotoksinler, sitokinler serum leptin düzeyini artırır. Ağırlık kaybı ve açlık ise serum leptin düzeyini azaltır.
Kanda fazla yağ olunca leptin hormonu beyne ulaşamamaktadır. Normalde bu hormon, beyne “doydum” sinyalini verir. Bazı araştırmalara göre, birçok şişman kişide bu hormon doğru çalışmamaktadır. Kanlarında yeterince leptin bulunmasına rağmen, bu kişiler yemek yemeye devam etmektedir.
Enerjinin vücutta depolanmış hali olan trigliserit, şişmanların kanında daha fazla bulunur. Leptin, trigliseritler nedeniyle, kandan bazı maddelerin beyne geçmesini kontrol eden kan-beyin bariyerini aşamayıp kanda kalmaktadır.

İnsülin ve insülin direnci nedir?
İnsülin, pankreasın beta hücrelerinde üretilen ve kan şekerini düşürmeye yarayan bir hormondur. İnsülin direnci ise, hedef dokuların (kas, karaciğer ve yağ dokusu) insüline olan cevabının azalmasıdır. Tip 2 diyabet hastalarının yaklaşık yüzde 85′inde insülin direnci vardır.
Obezite ve yaşlanma gibi faktörler, insülin direncinin gelişiminde ve sonuçta tip 2 diyabet oluşumunda etkendir. İnsülin direnci kas ve yağ dokusuna glukoz alımını bozar ve karaciğerin glukoz üretimini artırır.
İnsülin direncinin sonuçlarını şöyle özetleyebiliriz:

Karaciğer, kas ve yağ dokusuna glukoz alımı azalır.

Karaciğerin glukoz üretimi artar.

Bunun sonucunda kan şekeri yükselir (hiperglisemi).
İnsülin direnci, insüline bağımlı glukoz alım ve kullanımındaki bozukluk, glukozun kas ve karaciğerde glikojen şeklinde insülin bağımlı depolanmasında azalma olarak görülür.

Endoplazmik retikulumun önemi
Hücre içerisinde bulunan ve endoplazmik retikulum diye adlandırılan organelde gelişen stres veya aşırı yüklenme, şişmanlıkta tip 2 diyabetin gelişiminde etken. Endoplazmik retikulum hücre içerisinde, alınan besinlerin işlenmesinde, yağların değişiminde, yeni proteinlerin üretiminde ve birçok sentezde yerini alır. Şişmanlıkta aşırı besin alımının ve bunların formunun, endoplazmik retikulum üzerinde taşıyabileceğinden daha fazla yük oluşturduğu ve bunun da tip 2 diyabet gelişiminde çok önemli rol oynayan insülin direncinin gelişiminde ana bir etken olduğu ortaya çıkmıştır.

Kaynak : Milliyet

Şub
21st

Aşık çiftler için diyet

Posted by diyet

Sevgililer Günü’ne istediğiniz kiloda giremeyenlerdenseniz 14 Şubat sevgilinizle veya eşinizle birlikte yapacağınız diyet için iyi bir başlangıç tarihi olabilir. Beslenme ve diyet uzmanı Ayşegül Bahar Kaymakçı sağlığını koruyup istediği kiloya inmek isteyen çiftlere beraber uygulayabilecekleri ve iki haftada üç kilo verebilecekleri bir diyet hazırladı. Çiftlerin birlikte şişmanlayabildikleri gibi kolaylıkla zayıflayabileceklerini söyleyen Kaymakçı “Yemek saatlerini birlikte geçiren kişilerin motivasyonlarını kaybetmemeleri açısından beraber diyete girmeleri en doğrusu” diyor.

Sevgililer Günü’nde başlanabilecek ve çiftlerin birlikte uygulayacağı bir diyet hazırlama fikri nasıl ortaya çıktı?
Diyete başlayan kadınlar sevgililerini veya eşlerini de diyet yapmak için ikna ediyorlar. Çünkü birlikte diyet yapmayı daha verimli buluyorlar. Sabah ve akşam yemeklerini beraber yiyen çiftlerin diyete uyumları daha hızlı oluyor. Ben de bu yüzden birlikte zayıflayan çiftlere benzer listeler veriyorum.

Sevgililerin yeme alışkanlıklarının zamanla birbirine benzediği, evlendikten sonra da kilo aldıkları doğru mu?
Evet, zamanla yeme alışkanlıkları giderek birbirine benziyor. Kilo almalarının nedeni çiftlerin beraber geçirdikleri zamanı genellikle yemeğe çıkarak, kahvenin yanında tatlı yiyerek, birlikte brunch yaparak ya da romantik ve şatafatlı akşam yemekleriyle süslemeleri. Böylece sevgililerle geçirilen zamanlar hareketsiz ve bol kalorili oluyor. Evlenince birlikte kilo alan çiftlerin birlikte kilo vermesi de daha kolay oluyor.

“Birlikte yapılan diyet çiftin ilişkilerini sağlamlaştırıyor”
Birlikte yapılan diyetin yararları neler?
Bu sayede çiftlerin arasındaki paylaşım artıyor. İlişkileri sağlamlaşıyor ve birbirlerine destekleri artırıyor. Diyeti uygulayan kadınlar bu işe eşleriyle başlamaktan çok mutlular. Aynı tarzda beslendikleri için ayrı ayrı yemek yapmak zorunda kalmıyorlar. Motivasyon korunduğu için diyeti bozma ihtimali de azalıyor.

Sevgililer Günü’nde kalorisi düşük bir yemek tavsiye etseniz…
Eğer çiftler suşi seviyorlarsa suşi yemeye gidebilirler. Yanında da çilekli şarap içebilirler. Baharatlı yemekleri seven bir çift Hint mutfağını tercih edebilir. Çin mutfağı da kalorisi az olan mutfaklardan. Yemekten sonra yenilen çilekli yoğurt tatlı ihtiyacınızı karşılayacaktır. Yemeğini evde yiyecek olanlar için ise makarna ve çilekli şampanya ideal.
Diyet listesi
Kadınlar / hafta içi günlerde sabah: 1 dilim beyazpeynir, 1 dilim ekmek, domates, salatalık, biber ve şekersiz çay.
Öğle: 150 gr. et, tavuk ya da 200 gr. balık ızgara, salata (1 kaşık zeytinyağı ve limon).
İkindi: 1 adet kabuklu elma.
Akşam: Öğlenleri yediklerine ek olarak karışık mevsim salatası.
Gece: 2 porsiyon meyve.
Erkekler hafta içi günlerde sabahları kadınlardan farklı olarak 2 dilim ekmek, öğlenleri mönüye ek olarak 1 dilim ekmek, ikindileri 1 adet tek kaşarlı yağsız tost ve şekersiz çay, akşamları yemeğin yanında 1 dilim ekmek yiyebiliyor.
Kadınlar / cumartesi günü sabah: 5 kaşık mısır gevreği, 1 bardak süt.
Öğle: 1 dilim vejetaryen pizza ve 1 bardak ayran. 1 orta boy vejetaryen pizza partnerle paylaşılabilir.
İkindi: 1 porsiyon ince hamurlu meyveli tatlı partnerle paylaşabilir.
Akşam: 1 porsiyon ızgara, et, tavuk veya balık ve salata.
Gece: 2 porsiyon meyve.
Erkekler cumartesi günü sabah 6 kaşık mısır gevreği yerken öğlen saatinde 2 dilim vejetaryen pizza yiyebilir. Akşam yemeğinde ise kadınlarınkine ek olarak 5 kaşık sebze yemeği yiyebilirler.
Kadınlar için pazar günü sabah: 2 dilim ekmek, 2 dilim peynir, 1 adet haşlanmış yumurta veya omlet, domates, salatalık, biber, 1 tatlı kaşığı kaymak ile 1 tatlı kaşığı bal veya 5 adet zeytin, şekersiz çay.
Öğle: Ton balıklı salata.
İkindi: Yağsız tost, ayran.
Akşam: 1 porsiyon ızgara et, tavuk veya balık, salata ve 1 kadeh kırmızı şarap. (Şarap yerine 1 porsiyon sütlü tatlıyı partnerinizle paylaşabilirsiniz.)
Erkekler için pazar günü sabah: Kadınlardan farklı olarak 4 dilim ekmek var.
Akşam: Mönüye ek olarak 2 kadeh kırmızı şarap içebilirler.

Aşk köpüğü
Ayşegül Bahar Kaymakçı’dan Sevgililer Günü için düşük kalorili tatlı tarifi…
Malzemeler: 150 gr. light yoğurt, yarım çorba kaşığı hazır kahve, 1 kahve kaşığı kakao, yarım çorba kaşığı toz tatlandırıcı.
Hazırlanışı: Malzemeler köpük haline gelene kadar mikserde karıştırılır. Temiz bir tülbent ile suyu süzüldükten sonra dolapta bekletilip soğuk servis edilir. Porsiyonları süslemek için 5 adet çilek kullanabilirsiniz.

Kaynak : Milliyet

Şub
21st

Diyet ürünler kararında tüketilmeli

Posted by diyet

Diyet-light ürünler kilo vermek ya da formunu korumak isteyenlerin hayatında önemli bir yere sahip. Obezitenin tüm dünyada artması ile bu ürünlerin pazarı da gün geçtikçe büyüyor. Ancak bu ürünlerin ne kadar doğru tüketildiği tartışılıyor. Bisküviden yoğurda, dondurmadan peynire kadar geniş bir yelpazede bulunan bu ürünleri tüketirken yapılan en büyük yanlış, sınırsız ya da bol miktarda tüketilebileceğine inanmak. Ancak “light” yazısını görmeniz sınırsız yemeniz anlamına gelmiyor. Şekersiz ya da tatlandırıcılı diye gördüğünüz her diyet ürünü de kalorisiz değil. Diyet ürünlerin az kalorili diye bol bol tüketilmesi değil kilo vermek, kilo almaya bile yol açıyor.
Beslenme ve diyet uzmanı Ayşegül Bahar Kaymakçı, “Yediğiniz diyet ürün istediği kadar light olsun kararında tüketilmeli, kalorileri mutlaka hesaplanmalı. Sınırsız yenecek bir diyet ürünü yok” diyor. Özellikle süt, yoğurt gibi besinlerin yağı azaltılmış, “light” olanlarını kolesterolü yüksek kişilere verdiklerini belirtiyor Kaymakçı. Diyet süt ve yoğurdun yağı azaltılırken protein, kalsiyum ve karbonhidrat miktarlarının artırıldığını, dolayısıyla kalori olarak light ve normal süt yoğurt arasında büyük fark olmadığını sözlerine ekliyor: “Günde iki bardak süt içilip iki kase yoğurt yeniyorsa diyet olanları da aynı şekilde tüketilmeli. Ama bu light dondurma, bisküvi ve peynirler için geçerli değil. Örneğin light dondurmada yağ yok ve kalorisi normal dondurmaya göre çok düşük.”

Etiketlerin dilini bilin

Diyabetik
Şeker yerine tatlandırıcıyla hazırlanmış ürünlerdir. Ürünün yağ ve kalorisinde azalma olmayabilir. Ancak diyabetik ürünlerde kalorisi olmayan tatlandırıcılar (sakkarin, aspartam, asesülfam-K) kullanılabileceği gibi kalorili olan tatlandırıcılar (dekstroz, maltoz, mısır şurubu, fruktoz) da kullanılabilir. Bu nedenle etiket iyi okunmalı.

Light
Normal üründen üçte bir oranında daha az kalorili ya da yüzde 50 daha az yağlı besinler. Az kalorili ya da az yağlı ürünler yüzde 50 az sodyum (Na) içeriyorsa bu da light olarak nitelendirilir.

Ekstra light
Üründeki yağın yüzde 1′den daha az olmasıdır.

Diyet
Kalorisi azaltılmıştır.

Azaltılmış etiketli
Yüzde 25 oranında daha az kalori, doymuş yağ, kolesterol veya sodyum içeren ürünlerdir.

“Diyet”le “diyabetik”i karıştırmayın

Şeker hastaları için diyabetik etiketiyle satılan ürünlerde şeker yerine yapay tatlandırıcılar kullanılır. Bunların yağ miktarları azaltılmış değildir. Yani bu ürünler light veya düşük kalorili değil, diyabetik ürünlerdir.

Kaymakçı: “Kalori açısından kepekli ile beyaz ekmek aynı”
Diyet bisküviler: Tatlandırıcı içerirler ancak kalorileri yüksektir. 2 dilim ekmeğin kalorisi 140 kaloridir. 1 paket diyet bisküvi yemek 2 dilimden daha fazla ekmek tüketmeye denk düşüyor. Bir paket diyet bisküvi yerine yarım simitle bir parça peynir ya da yağsız bir tost yenebilir.
Grissiniler: 2 grissini 1 dilim ekmeğe eşit. Üstelik grissini yağ içeriyor. Düşük kalorili diye bir paket grissini yiyip sonra neden zayıflamadım diye düşünenler var.
Light mayonez ve margarinler: Özellikle kalp hastalığı olan kişiler bunları dikkatli tüketmeli.
Kepek ekmeği: Kalori olarak kepekli ile beyaz ekmek arasında fark yok. Ancak kepeğin besin değeri daha yüksek.
Kolalı içecekler: İçerdikleri kafein nedeniyle sınırsız tüketilmemeliler. Kafein yağ metabolizmasında olumsuz etki yaratarak aşırı tüketiminde vücutta yağlanmaya neden oluyor.

Kaynak : Milliyet

Şub
21st

Zone (Bölgesel) Diyeti

Posted by diyet

Dr. Barry Sears Zone sorularınızı cevaplıyor. Dr.Barry Sears’dan bir sohbet, Zone diyetinin yaratıcısı. İyi akşamlar! Ben Dr. Barry Sears, Sears laboratuarının müdürü, Zone ve çok yeni olan Soy Zone içeren Hormonal kontrol teknoloji hakkında kitabın yazarıyım. Burada olmakdan çok memnunum. S: Zone diyeti ve Soy zone arasındaki farklılık nedir ve hangi yönleri ile bir birine benzerler?
C: Aslında benzerdirler. Zone diyeti, doğru hormonal tepkiyi başarmak her öğünde tüm karbonhidrat ve proteini dengeler. Soy Zone diyetinde, protein kaynağı olarak soya’yı şeçmenin nedeni, soyanın, Zone için bu erişilebilir düşünceye bile hormonal tepkiler koruyucusuna karşılık vermesidir. Diyetinize soya eklememin temel nedeni ise; insülin açısından çok düşük bir etki içermesidir. Bu yüzden ne kadar çok soya tüketirseniz, “zone”da kalmanız o kadar çok kolay olacaktır. Ve insülin seviyenizin de ne çok nede çok alçak değil doğru bir oranda kalması bir o kadar kolay olacaktır.

S: Niçin soya kilo vermenizi sağlar?

C: Soya kendiliğinden kilo vermenizi sağlamaz. İnsülin üzerindeki etkisi daha hızlı bir oranda kilo vermenize neden olur. Vücudunuzdan fazla yağları atmanın tek yolu, düşük insülin seviyesidir, soya her öğünde karbonhidart ve protein miktarını dengede tutarak hayvansal protininden daha çabuk insülin seviyenizin düşük olmasını sağlayacak.

S: Soya et veya tavuktan daha kolay sindirilebilir bir ptotein midir?

C: Evet.

S: Ne çeşit soya ürünleri yemeliyiz?

C: Ufak köfte veya hamburger gibi soya ürünlerinin birçoğunu yiyin. İkincisi çok önemlidir çünkü fiberleri kaldırma işlemi soya fasulyesinde doğal olarak bulunur. Bu da daha kolay sindirilmesiniz sağlar.

Şub
21st

Şok Diyete Karşı Beşi Bir Yerde

Posted by diyet

Herkesin derdi zayıflama.. “Şok diyetlerle” zayıflamaya altarnatif bir formül aranıyor. Çünkü şok diyeti bırakan herkes iki misli olarak verdiği kiloyu geri alıyor. İştahı azaltmaya, şifalı bitkilerle yağları yakmaya ne dersiniz? Beş şifalı bitki ile yapılan özel bir çay bu sezonun zayıflama trendi oldu. “Modern aktar” olarak bilinen şifalı bitkiler üzerine faaliyet gösteren Volkan Kurt’un “beşibiryerde” adını taşıyan mucize formülüyle 3 ayda 15 kilo vermek mümkün.. Volkan Kurt, birçok kadının bir türlü zayıflayamama şikayetlerden yakındığını, o yüzden de doğal, şifalı bitkiler üzerinde çalıştıklarını ve doğru sonuçlar aldıklarını vurguluyor. Tabiatta çözüm var
Zayıflamak için sevdiği yiyeceklerden uzak kalan bir çok insan, diyetle zayıflasa da daha sonra bu kiloları tekrar geri alıyor. Çünkü diyetten sonra beden, kıtlık sendromuna girmiş gibi psikolojiye giriyor. Yağsız, tuzsuz yiyeceklerle bir müddet yaşamak insanı diyet sonrası olumsuz etkileyebiliyor. Sonuç olarak rejimden sonra verilen kilonun iki mislini alan insanlar başka formüller arıyor. Bu aralar zayıflamada tabiattan yöntemler dikkat çekiyor: Bitkiler sadece hastalıklar için değil, kilo vermek için de hayli etkili. İncelmek isteyenler için bazı şifalı bitkilerin bedendeki yağları yaktığını belirten Kurt, “Kadın ve erkek herkesin ortak problemi oldu kilo. Obezite ise bu sorunun vahimleşmiş hali. Şunu unutmamak lazım. Bu eşsiz tabiat içinde her şeye çözüm var! Kekik, yeşil çay, biberiye, funda yaprağı, mate yaprağı tamamıyla doğal ve hiç bir yan etkisi bulunmayan bitkiler olarak, olumlu sonuçlar verdiriyor.” dedi.

Kalıcı zayıflatıyor
Volkan Kurt, tozlu yerlerde satılan, bayat, son kullanım tarihi geçmiş bitkilerle sonuç almanın mümkün olmadığını belirterek, özenle toplanmış, kurutulmuş ve saklanmış bitkilerin alınmasını öneriyor. Herbalium Doğal Ürünler Merkezi’nde “beşibiryerde”ürünleri belli dozlarda hazırlanarak paketlenmiş. “Beşi bir yerde” mucizesinin içeriğinde “yağ yakıcı” ve selülitleri giderici şifalı bitkiler de bulunuyor.

Bitki özü
Sadece otlarla bitmiyor tabii sorun. Bitkilerin “özünde” de mucizeler gizli. Kurt, bazı bitki özlerinin yağları daha kolay yaktığını, bu nedenle kilolu olanlara bu özü de tavsiye ettiklerini belirtiyor. “Z-34″ adını taşıyan bu “bitki özü damlası” ile daha olumlu sonuçlar çıkıyor ortaya. Bitki özü damlasının bedendeki zayıflamadan kaynaklanan bütün sinirsel ayaklanmayı yok ettiğini, bitki özü damlası ile birlikte bedenin ihtiyacı olan vitaminlerin alındığını, dolayısıyla yemeğe karşı olan zayıf iradenin güçlendiğini ifade ediyor.

Şub
21st

Diyet Haplarından Mucize Beklemeyin

Posted by diyet

Kendi kendine diyet yapan bir çok kadın aynı hataya düşerek, arkadaş tavsiyesiyle diyet hapı kullanmaya başlıyor. Kafein ve diğer bazı uyarıcılara dayanan diğer diyet haplarının yanı sıra, doğal bileşenlere dayalı ve iksir özelliği taşıyan diyet hapları da bulunuyor. Unutulmaması gereken, diyet hapları asla kaloriyi azaltma, egzersiz veya doktor tavsiyelerinin yerine konulamaz.
Dikkat edilmesi gerekenler!
* Tam bir diyet hapını bir bardak suyla yutun. Diyet hapını asla çiğnemeyin veya bir meşrubatta eriterek içmeyin!
* Günde 8 bardak su için. Diyet hapları idrar söktürücü olarak da adlandırılır.
* Çok sık tuvalete çıkmanıza ve susuzluk hissetmenize neden olabilir.
* Tavsiye edilen dozun dışına çıkmayın! Önerilenden daha fazla diyet hapı almanız sizin daha fazla kilo vermenizi sağlamaz. Sadece hapın yan etkilerini artırır.
* Diyet ilaçları kullandığınız zaman sık sık nabzınızı kontrol edin. Dakikada en az 86 nabız saymalısınız. Eğer nabzınız 90 veya daha yüksekse diyet ilaçlarını hemen bırakmalısınız!
* Diyet planınızı diyet hap kutunuzun yanına koyun. Aldığınız kaloriyi azaltmazsanız kilo veremezsiniz.
* 3 ay sonra diyet hapları almayı bırakın. Bazı araştırmalarda diyet haplarının 16 hafta kullanılmasının güvenli olduğu belirtiliyor. Diğer çalışmalarda da diyet haplarının, bir ay içinde de bazı sağlık problemlerine neden olabildiği belirlenmiş.

Uyarılar!

* Uzmandan diyet hapı kullanmanızın size yararlı olacağı konusunda tavsiye almalısınız.
* Hapın doğal bileşenlerden hazırlandığı konusunda emin olun. Doğal araştırmalar sonucunda hazırlanmış olması güvenli anlamı taşımayabilir.
* Kan basıncını yükseten, troid, prostat, zihinsel problemlere, kalp ritminizi bozan diyet haplarını kullanmayın.
* Çarpıntınız varsa almayın.
* Soğuk algınlığı ve tıkanıklık giderici (burun tıkanıklığı gibi) içeren diğer ilaçlarla kullanmayın.
* Hemşire veya hamileyseniz kullanmayın.
* Sülfür gibi bileşenlere karşı allerjiniz varsa diyet hapı kullanmayın.
* Eğer hamileyseniz veya şüpheleniyorsanız kafein içeren diyet ilaçlarından uzak durun. Cafein düşük riskini artırır.
* 18 yaşın altında veya 60 yaş üzerindeyseniz diyet ilaçlarını kullanmadan mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz.